Geoteknik Mühendisliği
Zemin ve yapı etkileşimlerini inceleyerek güvenli tasarımlar oluşturmayı amaçlayan mühendislik dalı.
Makaleler, videolar ve daha fazlası...
Aranıyor...
Farklı anahtar kelimelerle tekrar deneyin.
Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü tarafından 13 yıl sonra güncellenen Türkiye Diri Fay Haritası'na göre, ülkedeki aktif fay sayısı 485'ten 700'e yükseldi. Yaklaşık yüzde 44'lük bu artış, deprem tehlikesinin daha ayrıntılı ortaya konulmasını sağlarken, yapı tasarımında kullanılan deprem verilerinin de güncellenmesi gerekliliğini gündeme taşıdı. Bursa Teknik Üniversitesi Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Eyübhan Avcı, yeni haritanın deprem riskini artırmadığını, mevcut riskin artık daha doğru ve ayrıntılı şekilde tanımlandığını belirtti. Avcı, özellikle yeni yapılacak binalarda güncel fay verilerinin dikkate alınması, sahaya özgü deprem analizlerinin yapılması ve deprem ivmelerinin bu analizlere göre belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Güncellenen fay haritasının yalnızca yeni yapı projelerini değil, mevcut yapı stokunun deprem performans değerlendirmelerini de etkileyebileceğine dikkat çekilen açıklamada, deprem güvenliği açısından güncel fay verilerinin mühendislik hesaplarına entegre edilmesinin önemine işaret edildi. Özellikle zemin özelliklerinin doğru analiz edilmesi ve fay-zemin etkileşiminin dikkate alınmasının, olası deprem hasarlarının azaltılmasında kritik rol oynayacağı ifade edildi.
Yeni belirlenen diri faylar, gelecekte yapılacak yapılaşmayı nasıl etkileyecek? Bu videoda, ekranda yayınlanan haberde güncellenen diri fay haritasının şehirleşme, imar planları ve yeni yapılacak yapıların güvenliği üzerindeki olası etkileri değerlendirilmektedir. Prof. Dr. Eyübhan Avcı'nın açıklamalarıyla; aktif fayların doğru belirlenmesinin neden önemli olduğu, yeni bilimsel verilerin yapılaşma süreçlerine nasıl yön verebileceği ve deprem riskinin azaltılmasında güncel fay haritalarının taşıdığı kritik rol ele alınmaktadır. Depreme dirençli kentlerin oluşturulabilmesi için yalnızca sağlam yapılar değil, doğru zemin seçimi, güvenli yerleşim planlaması ve bilimsel verilerin karar süreçlerine entegre edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Türkiye'nin deprem haritası yeniden şekilleniyor! Yapılan güncel bilimsel çalışmalar sonucunda Türkiye'deki diri fay sayısı yaklaşık 700'e ulaştı. Peki bu ne anlama geliyor? Yeni belirlenen faylar deprem riskini değiştiriyor mu? Hangi bölgeler için daha dikkatli olunmalı? Bu videoda, güncellenen diri fay haritasının deprem tehlikesine etkisi, aktif fayların önemi ve bilimsel verilerin afet risk yönetimindeki rolü Prof. Dr. Eyübhan Avcı'nın değerlendirmeleriyle ele alınmaktadır.
Bursa Teknik Üniversitesi’nde (BTÜ) geliştirilen bor katkılı enjeksiyon malzemesi, ilk kez bir binanın zemininde uygulanmaya başlandı. Üst yapısı sağlam ancak zemin sıvılaşması görülen bölgelerdeki binaları yıkmadan, zemin iyileştirmesi yaparak depreme daha dayanıklı bir hale getirmeyi amaçladıklarını söyleyen BTÜ Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Eyübhan Avcı, “Açtığımız küçük deliklerden zemine verdiğimiz enjeksiyon malzemesinin hızlı şekilde katılaşıp zemine yayıldığını gözlemliyoruz. Bu sayede sıvılaşma görülen zemin kayaya yakın bir form haline geliyor” dedi.
Zemin, katmanlara ayrılarak detaylı şekilde inceleniyor ve sıvılaşmanın tespit edildiği tabakaya bor kökenli özel bir madde uygulanıyor. Yapılan testlerde başarılı sonuçlar elde edilen bu yöntem, ilk kez Bursa’da bir binada hayata geçirildi. Zemin sıvılaşmasına çözüm olması hedeflenen bu yenilikçi madde, Bursa Teknik Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Eyübhan Avcı tarafından geliştirildi.
Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) akademisyenlerince geliştirilen yazılım sayesinde deprem riskine karşı, zemin sıvılaşması olan bölgeler, bina risk analizi, mevcut binanın yapım yılı ve depreme dayanıklılığı gibi bilgilere ulaşılabilecek.
6 Şubat depremlerinin ardından sahada kapsamlı incelemeler yapan bilim insanları, elde ettikleri verileri somut bir dijital sisteme dönüştürdü. Deprem bölgelerinde görev alan Bursa Teknik Üniversitesi’nden bir ekip, zemin ve bina riskini aynı ekranda gösteren “Deprem Zemin Bina Risk Sorgulama Yazılımı”nı geliştirdi. Çalışmanın pilot uygulaması Bursa’da başlatıldı.
Zemin ve yapı etkileşimlerini inceleyerek güvenli tasarımlar oluşturmayı amaçlayan mühendislik dalı.
Deprem sırasında zemin ve yapı davranışlarını analiz ederek riskleri en aza indirmeyi hedefleyen mühendislik alanı.
Derin kazı çalışmalarında zeminin stabilitesini korumak ve çevresel güvenliği sağlamak için kullanılan sistemler.
Zemin özelliklerini güçlendirmek ve yapılar için daha sağlam bir temel oluşturmak amacıyla uygulanan yöntemler.
Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) bünyesinde Prof. Dr. Eyübhan Avcı yürütücülüğünde geliştirilen sistem; deprem kaynaklı yıkım riskini artıran başlıca parametreleri tek ekranda sunan bir risk sorgulama yazılımıdır. Yaklaşık 3 yıllık bilimsel çalışma ve saha verileriyle oluşturulan portal; zemin sıvılaşması görülen bölgeler, yumuşak zemin etkisi, yer altı su seviyesi, fay hattına uzaklık, binanın yapım yılı, taşıyıcı sistem özellikleri ve depreme dayanıklılığı gibi kritik bilgileri mahalle/ada/parsel bazında kullanıcıya sunar.
Bor kökenli zemin iyileştirmesi; deprem sırasında zemin sıvılaşması nedeniyle binalarda oluşabilecek yan yatma, oturma, taşıma gücü kaybı ve ağır hasar riskini azaltmak amacıyla geliştirilen, enjeksiyon temelli bir zemin güçlendirme yaklaşımıdır. Bu yöntemde, problemli zemin tabakalarına bor kökenli özel karışım uygulanarak zeminin kısa sürede daha kararlı ve dayanımlı bir yapıya kavuşması hedeflenir.
Web sitemizde deneyiminizi iyileştirmek ve içerik tercihlerinizi hatırlamak için çerezler kullanıyoruz. Siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımını kabul etmiş olursunuz.